ekspertiz sertifikaları

Car Store Mehmet Özay Sümbül ve Samet Balkanlı Röportajı

İNSANLAR BİRİLERİNE GÜVENMEK İSTİYOR

ROPORTAJ

Ben Mehmet Özay Sümbül, Car Store Otomotiv’in ortaklarındanım. 1977 yılı Van doğumluyum. 1990 yılında ailecek İstanbul’a geldik. Babam memur zihniyeti ile çalışan bir insandı. 14 yaşlarında ticaret hayatına atıldım. Tekstilden eğlence sektörüne, turizm sektöründen, hizmet sektörüne kadar bir çok alanda iş hayatına katkıda bulunduk. Otomotiv sektörü ile 2007 yılında “kiralama” ile başlayarak tanıştık. Arkasından ihaleler ile devam ettik. Sonra al sata yani galericiliğe döndük. Bu işi yaparken yalan ile hiçbir şeyin çözülemeyeceğine inandık. Gelen müşterilerimiz ile iş ortaklarımız diyelim daha doğrusu, kesinlikle onları hiçbir şekilde kandırmayarak bir ticaret yapma gayreti ve çabası içerisindeyiz. Yanımızda çalışan kardeşlerimize ahlaki olarak bunu vurgulayıp aşılamak ile kendimizi mükellef görüyoruz. Yani doğru olup, doğruluk ile beraber herkesin belli bir noktaya gelebileceğini inanıyoruz. İlkelerimiz bunlar. Allah nasip ederse uzun yıllar aynı sektörde kalıp daha iyi noktalara gelmeyi hedefliyoruz. Herkesin olduğu gibi bizim de hayallerimiz var tabi ki. Ama bunun doğruluk ve dürüstlük ile olacağına inanıyoruz.

Bir şey dikkatimi çok çekiyor; galerici dediğimiz zaman 10-15 yıl önce İnsanlar korkuyordu. Ama şimdi yeni nesil bu işe çok ciddi şekilde dikkat ediyor. Bunun nedeni nedir?

Çünkü sütten ağzı yanan insanlar var. Hali ile onlar da yoğurdu üfleyerek yiyecekler. Beş parmağın beşi de bir değil. Galericilik dediğiniz zaman, gayri meşru, mafya vari işler devreye giriyor. Herkesin gözünde bir anda böyle bir perde oluşuyor. Fakat bu perde geçmişte kaldı. İnternet ve bilgisayar ile tanışmadan önceki periyotlar aslında onlar. 15 sene öne sahibinden.com, arabam.com veya şurası veya burası gibi alternatif grupların olmadığı dönemlerde, galericiler mecburiyet olduğu için, bunu kötüye kullananlar olmuş, işin aslı bence bu. Günümüzde alternatiflerin çoğalması ile ve bir sürü yurt dışı para kaynağının ve güçlü firmaların ülkemize girmesi ile bu tabular biraz daha yıkılmış. Ama yine de günümüzde de kiralamada olsun, otomotiv sektörünün her alanında olsun, servis yedek parça ağı dahil olmak üzere, insanların davranışları yine de ürkütücü. Çünkü verdiğinizin karşılığını alamadığınız zaman ürkersiniz. Her zaman kardeşlerime de anlattığım bir şey; “Niyet iyi akıbet iyi”. Kara paranın çok kolay döndüğü yerlerden bir tanesi otomotiv sektörü. Kanunlarda bir sürü açık var. Bugün yapılan kanuni ticaretler ile bir faturada KDV ödüyoruz devlete, mesela biz sıfır ile girer, bir ile çıkarız. Aldığımız her araba başına %1 KDV ödememiz lazım. Ama şimdi ben Otoport’ta olduğum için Otoport’tu örnek vereceğim. Otoport’ta aşağı yukarı 250’ye yakın dükkanımız var, ama şimdi çıkıp dolaşsak bunun hiçbir tanesi resmi alanda, bilmediğinden, muhasebecinin yanıltması ile veyahut da araştırmaması ile asıl kanunu tüzüğü bilmemesi ile alakalı da yanlış yönlendirmeler var. Bunu devlet çok fazla sorgulama yapmadığı için kanunu da net değil. Şimdi çoğu galerici 1 ile girer 1 ile çıkar. Yani bir şey ödememiş gibi oluyorsun devlete. Devlet bunun ile alakalı bir yasayı oluşturduğu zaman geçmişe dönük bir inceleme başlattığı zaman bunlardan dolayı sıkıntı yaşayacak esnaf arkadaşlarımız olacak. Ticaret yaparken bir şeyi kazanırken hak çerçevesinde olmak gerekiyor. Bir arabayı 50 bin TL’ye alıp 80 bin TL’ye satarken ahlaken adaletsizlik ve haksızlık yapmış oluyorum. Müşterilerimizden bize gelen çok istekler var. Vadeli araba ! Biz ticaret yapmaya geldik, vade veya tefecilik yapmaya gelmedik. Tefecilik yapacak olsaydık aylık burada 30-35 bin TL’ye yakın giderimiz var. Yanımızda çalışan 8 personelimiz var, bunların masraflarını, dükkanın döngüsünü sağlamamız için bizim aylık ciddi iş yapmamız gerekiyor. Zarar yazan bir ticarethaneyi çalıştırmanın bir mantığı yoktur. Biz tefecilik yapmayı düşünseydik hiçbir şey yapmadan 70-80 bin TL’yi alır cebime koyardım. O zaman 8 tane arkadaşıma istihdam sağlayamam. Neden çünkü ihtiyacım olmazdı. Ama biz zoru tercih ediyoruz, helali tercih ediyoruz, rızkımızı helalden kazanmayı tercih ediyoruz. Allah imandan bizi ayırmasın, terazimizi şaşırtmasın. Bu sadece ticaretin alacaklı tarafında değil, borçlu tarafında da Allah terazimizi şaşırtmasın. Bir laf vardır, “Alacağına aslan vereceğine kedi olursan olmaz” Dengi tutmaz. İnsanoğlunun burada kendini sorgulaması, biraz bunun ile alakalı özveride gayrette bulunması, her şeyi çalışarak elde etmesi lazım.

ROPORTAJ

İkinci el satışlarında, oto ekspertizin faydasını görüyor musunuz?
Tabi ki ! Kendi bünyemizde ekspertiz yapma yeteneğine sahibiz. Ama donanımlı değil. Bunu da nasıl yapıyoruz, sizin kurumunuz gibi, gayet ciddi, işine sadık, firmalarla çalışıyoruz. Müşterilerimize arabanın bütün kusurlarını, bütün hatalarını dile getiriyoruz, artı internet adresimizdeki yayınladığımız arabaların hepsinde noktası virgülüne kadar yazıyoruz. Biz insanlara özellikle aracı satarken özellikle ekspertize götürmelerini rica ediyoruz. “Ben senin arabanı niye götüreyim diyor”, “Abi bana güvenme. Sen beni ne kadardır tanıyorsun? 5 saat oldu, Allah razı olsun ama 50 bin TL’lik bir ticaret yapacağız, biz de insanız hata yapabiliriz. Gözümüzden bir şey kaçabilir, bunu sana sonuçta bunu kasıtlı yapmayız ama insanız hata yaparız. Sen bize bunun ile gelirsen biz bunun altında eziliriz. Ama sen bunu alıp götürsen, zaten bizim dediğimiz gibi çıkacak, biz bunu biliyoruz ama senin de kalbin rahatlayacak buradan huzurlu çıkacaksın.” diyoruz. İnsanları ekpertize özellikle sevkediyoruz.

Samet Balkanlı: Ekspertiz yaptırmak, sonradan oluşabilecek sorunlar için bizi koruyor, bazı şeylerin önüne geçiyor. İnsanlar bizden araba satın alıyorlar, akabinde tabi her zaman iyi niyetli insanlar ile de karşılaşmayabiliriz. Kötü niyetli insanların, sizden arabayı bu şekilde aldık diyerek geri getirmeleri söz konusu olabilir. Biz de kandırılabiliriz, ekspertiz raporu sadece müşterileri değil bizi de muhafaza altına alıyor.

Mehmet Özay Sümbül: Biz de hata yapabiliriz, ekspertizler de hata yapabilir ama arkasında durup “Evet bu hatayı biz yaptık, hatamızın faturası ne ise biz bunu ödeyelim” dediği zaman daha çok kazanmış olur. Orada ki hassas çizgi para değil. Önemli olan işinin arkasında durmaktır. Yoksa maddiyatlar gelip geçici şeyler. Bunlar bir şekilde hallolacak ama işin arkasında durabilmek önemli, altına imza atabilmek önemli.

Yaşadığınız sorunlar nelerdir?

Samet Balkanlı: Sorunlar tabi ki var, her meslekte olduğu gibi ama burada en önemli sorunumuz insanların mallarını çok kıymetli görmesi. Tabi ki her kesin malı kıymetlidir ama her malın da bir rayiç bedeli vardır. Alınıp satılabileceği rakamlar vardır ve bunlar bellidir. Bedel olarak ya da aracın, malın durumuna göre belirlenebilir fiyatları vardır. Bu konularda sıkıntı yaşıyoruz.

Mehmet Özay Sümbül: İnsanımızın kafasındaki sabit olan şeyler bellidir. Bir şeyi alırken ucuz olsun iyi olsun mantığı ile yola çıkar. Satarken de şunu çok gözönünde bulundurur, benim malım çok temiz, benim malım pahalı. Ee tamam, alırken niye öyle değil de satarken öyle. Demin ki anlattığım terazi devreye giriyor. Verirken de alırken de terazinin şaşmaması gerekiyor. Şaşırdığı zaman denge bozuluyor. Herkesin malı kendine kıymetli. Herkesin kendi malı, 100 bin TL’lik mala 200 bin TL’de yazabilir. Biz bunu sorgulayamayız, hakkımız değil çünkü. Ama Samet Bey’in dediği gibi her şeyin bir rayici var. Biz de burada ciddi yatırımlar yapmışız, bu dükkanın dönmesi için belli oranda kar yapmak zorundayız.

Müşteriler dışında yaşadığınız sorun lar nelerdir?

Şu anda benim kanaatim internet üzerinden firmalar oluşturuluyor. İhale şeklinde. Çoğunluğu bunların kiralama firmalarından dönen araçlar ile ihaleye çıkıyor. İhalede satılıyor. Şimdi bugün ihaleden satılan araçlar ciddi rakam olarak yüksek rakamlara satılıyor. Şimdi burada aslında ikinci elin bir şekilde önü kesiliyor. Neden, çünkü orada gelen araçlar ile galericilere satılıyor bir şekilde. Biniciler çok fazla karıştırılmıyor bir şekilde. Ama şimdi şöyle bir şey var, normalde bu ihale sistemlerinde baktığımız zaman, ben buraya belli oranda bir para bağlamışım, bir sermaye bağlamışım. Bu sermayemi aynı şekilde aynı bağlantıları yaparak ben de kullanabilirim ve kârı yatırdığım paranın ve burada kazandığım paranın üstünde olur. Fakat aslında, birazcık haksız kazanç demeyelim de, bence birazcık galericilerin önünün kesilmesi olarak görüyorum ben bunu. Tamam internet güzel bir şey doğru kullanıldığı zaman ama sonuçta her şeyi internete dökersek dışarıdaki esnaf hayatını bitiririz. İleriye dönük bir zarardır bence bu. Bizim de internet sitelerimiz var web sitelerimiz var, tabi ki oradan da biz de araç satışı değerlendirmeleri yapıyoruz, satışlar yapıyoruz veya oradan aynı aracın bizde gördüğü aracın, kendisinde de olan aracın bize ulaşıp bir şekilde binecek, aracın rayicini fiyatını belirlemek için bizlere ulaşabiliyor. Fakat ileriye dönük bence bu ihale firmalarının biraz daha kontrol edilip biraz daha kontrol altına alınması gerektiğine inanıyorum, ki dışarıdaki güncel ticaret bitmesin. Bu gün baktığınız zaman bir galeride en az 3 personel çalışıyor. Bu yıkamacısından mutfak personeline kadar değişken. Ama internet başında bir kişi bunların hepsini yapabilir. Ne olur, şimdi her şeyi biz internete dökersek biraz daha istihdamı azaltır, günümüzde Türkiye’de yaşadığımız işsizliği biraz daha arttırmış oluruz. Türkiye’yi ayakta tutan pazarların başında bu sektör var. Bir otomotiv sektöründen 3’er kişinin çıkması demek binlerce işsizin ortaya çıkması demek. Biraz daha devletin bu konuda bir ölçü ortaya koyması, en azından ona göre bir iki kanun çıkartıp bir şeyleri rayına oturtması gerektiğini düşünüyorum. Şu anki bizim araştırmamızda Allah nasip ederse İnşallah bu hazırlanan yasanın içinde, otomotiv ile alakalı yeni, artık sabit kanun dışına çıkılmayacak maddeler geliyor. İnsanlar biraz daha rahatlayacak. Şöyle de bir şey var, kimse neyin doğru olup neyin yanlış olduğunu da bilinçsizce bilmiyor. Çünkü kanun net değil. Mesela bu ithal araçlardan dolayı bazı sıkıntılarımız var. Bunun ile alakalı devlet belli bir kriterde bir tedbir aldı ama tam net değil. Yine 2015’te bu tedbiri aldı devlet, ÖTV’lerin tam yatırılması ile alakalı ama şu an ben hala gördüğüm kadarıyla hala yapılabilirliği var bir şekilde yine yapmak isteyen bir şekilde yapıyor. Devletin biraz daha bunun denetim mekanizmasını güçlendirmesi gerektiğine inanıyorum. Çünkü insanlar bir şekilde birilerine güvenmek istiyorlar. Kandırmak çok kolay. Ama o güveni ben yıktığım zaman aslında farkında olmadan binlerce esnaf arkadaşıma aynı yarayı vermiş oluyorum. Rabbim ticaretimizde de hayatımızda da terazimizi şaşırtmasın diyelim. Hakkaniyetten ayırmasın diyelim, çünkü rızkı veren Allah. O ne verirse onu yiyeceğiz. Azı karar çoğu zarar.